Okja: Detaylı Film İncelemesi

Okja: Endüstrinin Gölgesinde Bir Dostluk Hikayesi

okja

Okja görmezden geldiğimiz gerçekleri bazen absürt komediyle bazen de saf acımasızlıkla göstermeyi amaçlayan bir Bong Joon-ho filmi. Okja bize vejeteryanlığı ya da veganlığı dayatmaya çalışmıyor fakat kendinizi sorgulatıyor. Hatta gerçek hayatta bu sistemin bir parçası olduğunuz gerçeği sizi utandırıyor. Özellikle Parasite ve Snowpiercer gibi filmlerle son yıllarda çok beğenilen bir yönetmen Bong Joon. Bu yetenekli yönetmenin diğer filmlerine de göz atmanızı tavsiye ederiz.

Artan nüfusla birlikte besin ihtiyacı ve et talebini karşılamak için endüstride yapılan türlü hileleri, medya kullanılarak söylenen yalanları, bedelini acı çekerek ödeyen canlıları, yapılanlara karşı örgütlenen grupların zaman zaman karşımıza çıkan çelişkilerle dolu fikirlerini çok yönlü bir bakış açısıyla izliyorsunuz. Bir yanda gereğinden fazla tüketenler, diğer yanda domates bile yemeyi reddeden bir aktivist… Hangisi doğru? Tabi ki hiçbiri. Senarist bu iki fikri de eleştirerek bence tutarlı bir tavır sergiliyor.

Filmin Konusu

   Geçmişi skandallarla dolu bir şirketin süper domuz adı verilen bir türü keşfettiğini söylemesi ve bir proje başlatmasıyla yirmi altı domuz yavrusu dünyadaki çiftçilere yetiştirmeleri için verilir. On yıl sonra en sağlıklı olan domuz alınıp insanlara ürün tanıtımı yapılacaktır. Mija da dedesiyle birlikte bu domuzlardan birine ,Okja’ya, bakan bir kız çocuğudur. İki saatlik film şirketin geri dönmesiyle Mija’nın Okja için verdiği mücadeleyi konu alıyor.

Mirando Corporation

mirando

Lucy Mirando geçmişte dedesinin yaptığı korkunç şeyleri heyecanlı ve abartılı bir dille kınıyor, kendisinin tamamen farklı bir CEO olduğunu savunuyor. Çünkü o sözde bir devrim başlatıyor. Mirando artık tamamıyla doğa dostu. Bu ilk sahnelerde dahi sahtekarlığı hissediliyor. Bir yandan babasını ve ikizini eleştiriyor ama tek umursadığı şey kendi imajı. İkizine karşı üstün gelmek istiyor. Hayvanların ne koşullarda olduğu önemli değil.

Şirket ikiyüzlülüğün somutlaştırılmış hali. Ekolojik ve doğa dostu imajı vermek ana hedefleri. Logoları dahi sembolik bir ağaç içeriyor. Bir sahnede tamamen gri ve soğuk binalarında bu ağaç görünüyor. İlk başta çok dikkat çekmeyen bu detay ağacın yıkılmasıyla anlam kazanıyor. Aslında kablolardan oluşmuş maketten ibaret bir süs ağacı olduğunu görüyoruz. Burası tamamen yapay bir dünya.

Bir Dostluk Hikayesi

   Mija ve Okja’nın yaşadığı yer ise tam tersine yemyeşil ağaçların, berrak suların bulunduğu gerçek doğa. Burada birlikte uyuyor, birlikte avlanıyorlar. Balık avladıkları sahnede genç kız küçük balığı suya geri bırakıp büyük olanı alıyor. Akşam yemeği için pişiriyor ve dedesiyle birlikte yiyorlar. Kurutulmuş ve paketlenmiş domuz eti yiyen Lucy’nin olduğu sahnenin aksine burada sizi hiçbir şey rahatsız etmiyor. Çünkü her şey doğal bir şekilde işliyor. Filmin sonlarında mezbahada görünen sahnelerin yanında çok masum kalıyor.

Okja sıradan bir hayvan gibi görünse de aslında çok zeki ve duygusal. Değişik bir hayvan formu oluşturmak için grafik kullansalar da gözleri de dahil oldukça gerçekçiydi. Mutluluğu, heyecanı, acısı hepsini izleyiciye aktarmayı başarmışlar. Bu sayede Okja’yı bir insan gibi görmeye başlamanız pek  uzun sürmüyor. Görevliler onu geri almak için döndüğünde güzel atmosfer birden bozuluyor. Yoruldukları için söylenmeleri, küfürleri, taktıkları takip cihazı, tabletler, fotoğraf makineleri… “Modern” insanın bu kareye girmesi rahatsız edici hissettiriyor.

Hayvansever olarak görünen veteriner projenin reklam yüzü. İnsanlar onu çok seviyor ve güveniyor. Acaba suçluluk duyuyor mu diye düşünseniz de ünlü olmak her şeyden üstün geliyor. Yan bir rol de olsa Jake Gyllenhaal oyunculuğu sayesinde filme çok fazla şey katmış diyebiliriz.

ALF: Direniş ve Hayvan Hakları

 

 

Animal Liberation Front etik değerlerini tam anlamıyla oturtamamış bir örgüt. Yıllardır bu tarz şirketlere karşı mücadele veriyor. Bazı yerlerde samimiyetsizliklerini fark ediyoruz. Daha çok karbon salınımına sebep olduğu için aç kalıp domates dahi yemeyi reddeden, hedefleri için yalan söyleyen, kızı korumak için neredeyse hayvana vuracak olan üyelere sahip. Ayrıca Okja’ya ne yapacaklarını bile bile onu laboratuvara göndermeyi seçiyorlar.

Görünenin Ardındaki Gerçek

 

 

Laboratuvarın iç yüzünü görmeye başlamanızla her şey değişiyor. Karanlık ve pis kafeslerde tutulan canlılara yapılan  eziyetler dehşet verici. Zorla çiftleştiriliyor, etinin test edilmesi için canlı canlı örnek alıyorlar. Hepsini de hayvansever veterinerimiz yapıyor. Mezbahada olanları ise sadece izleyerek anlayabilirsiniz.

Aksiyon sahneleri daha çok esprili şekilde çekilmiş. Kullanılan bazı müzikler Türk komedi filmlerini hatırlatıyor.

Okja kurtuluyor olsa da bu bir mutlu son değil. Onu dedesinin şirketten aldığı altın domuzla kurtarıyor olması aslında çok çaresizce. Sonuç olarak onlar evlerine giderken arka planda kesilmek için tabancayla öldürülen hayvanların sesleri yankılanıyor. İnsanlar olan biten her şeyi  görmüş olsa da ikiz kardeş Nancy Mirando’nun sözleri bir kere daha gerçeği yüzümüze vuruyor:

“Et fiyatlarını düşürün. Ucuz olursa yerler.”

Ve sistem işlemeye devam ediyor.

Özge Karasu

Fantastik dünyaları ve fikirlerini paylaşmayı seven biri

1 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir